13 Aralık 2013 Cuma

Tüketim çılgınlığı vs. Slow Food



Slow Food ya da Cittaslow kelimeleri sizlere bir şeyler çağrıştırıyor mu? Cittaslow İtalyanca 'citta' yani 'şehir' ve İngilizce 'slow' ‘yavaş kelimelerinin birleştirilmesiyle ortaya çıkmış bir kavram Türkçeye çevirecek olursak sakin,yavaş şehir diyebiliriz biz. 'Slow Food'  da bu kavramın başlangıç kaynağı, İngilizce bir tabir ve 'yavaş yemek' anlamına geliyor,yani 'fast food' un zıt anlamlısı. Olur mu hiç öyle şey demeyin. Evet olur !Fast food'un ana teması hamburgerler,ne idüğü belirsiz yağlarda kızarmış patateslerse, Slow food'un temasını mis gibi yöresel yemekler,zeytinyağlılar oluşturuyor. Slow Food'un Türkiye ayağının ismi Slow Food Fikir Sahibi Damaklar Konviviyumu. 10 Aralık 'Terra Madre' (Toprak Ana) günü olarak festivallerle,etkinliklerle kutlandı dünyanın dört bir yanında. Peki Slow Food’un kurucusu Carlo Petrini deli miymiş,nereden çıkmış bu fikir diye merak edenlere küçük bir bilgilendirme; 1980 yılında ilk kez Mcdonald’s Roma’daki İspanyol Merdivenleri’nin tam dibine şube açmak isteyince,Mcdonald’s’a karşı eylem yapmış,halkı bilinçlendirmiş,sonrasında da sağlıklı yaşam ve beslenmeyle ilgili,kapitalist tüketim alışkanlıklarımızı ters düşecek şekilde çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yazmış,tam olarak sağlıklı yaşam aktivisti ve gereksiz tüketime karşı bir insan. Dünyada düzenlediği etkinliklerle yaşadığınız toprakta ürettiğiniz sizindir anlayışıyla,yöreye has ürünlerin kaybolmaması için,yöresel peynirlerin yapımını anlatan,bu peynirleri tanıtan,belirli bir yöreye has taaa eskiden kalma buğdayların,doğal ekmek mayalarının takas edildiği,şehir bostanlarını teşvik etmeye yönelik bir sürü etkinlik yapıyorlar.Ben bu fikirle tanıştıktan sonra,balkonumdan saksılarımı hiç eksik etmedim.Mümkün olduğunca doğal ürünleri tüketmeye dikkat ettim,hatta zamanla yaşam tarzım oldu diyebilirim.İşlenmiş ürünleri mümkün oldukça tüketmiyorum,balkonumda aromatik otlar,domatesler,biberler hiç eksik olmaz.Turşumu,zeytinimi mümkün oldukça kendim yaparım,mümkün değilse kendisi yapmış insanlardan alırım JEkmeği de sıklıkla kendim yapıyorum,biraz da dışarıdan ekmek almaya üşeniyorum artık,tadı da daha güzel oluyor evde yapılanın.Yoğurdu da evde mayalıyordum,derken bir süre önce Slowfood Türkiye Fikir Sahibi Damaklar’ın facebook sayfasına göz atarken,evde yoğurt mayası yapımı diye bir konu dikkatimi çekti.Cümleyi baştan tekrar okudum,’evde yoğurt mayası yapımı’,evde yoğurt mayalamadan bahsetmiyor,bizatihi mayasını nasıl üretebileceğimizi anlatıyordu.Bir kaç gün sayfaya dönüp dönüp baştan sona tekrar tekrar okudum yazılanları.Başka kaynakları da araştırdım ve sonunda mayamı üretmeye cesaret edebildim.



Gelelim nasıl yaptığıma,ihtiyacınız olan şeyler çok basit sadece 15-20 kadar minik organik köy nohudu ve 1-2 bardak güvendiğiniz bir yerden aldığınız süt,bulamazsanız,markette satılan pastörize sütlerden de olabilir.Burada sihirli kelime pastörize süt olmalı,UHT süt olmamalı sütünüz.Sütünüz çiğse önce kaynatın ve pastörize edin (Eğer zaten pastörize etmişseniz,ya da pastörize süt almışsanız bu basamağı atlayın.)  ve 42 dereceye kadar ılımasını bekleyin(Pastörize sütü olanlar bu sıcaklığa gelene kadar ısıtmalılar sütlerini),eğer gıda için kullanabileceğiniz bir termometreniz yoksa serçe parmağınızı süte değdirdiğinde yanmaması gerekiyor,ama soğuk da gelmemeli,parmağınızın dayanağı sıcaklıkta olmalı.Temiz,kokusuz bir kavanozun içine nohutları atın(Nohutlar temiz olmalı ve çiğ olmalı,en güzeli daha önce de söylediğim gibi doğal olduğuna inandığınız nohuttur.).Nohutların üzerine 42 derecedeki sütünüzü dökün,kavanozun kapağını kapatın.Sonra sarıp sarmalayın kavanozu,bebeğiniz artık o kavanoz, gözünüz gibi bakmanız gerekiyor.Sımsıkı sarıp sarmaladığınız kavanoz bebeğinizin üşümemesi gerekiyor onun için sobaya yakın,kalorifer peteğine yakın bir yere bırakın.24 saat beklemeniz gerek(Benim içim içime sığmadı,evde olduğum zamanlarda dönüp dönüp başına gittim,tabi ki asla örtüleri açmadım,kıpırdatmadım,uzaktan sevdim yaniJ).24 saat bittikten sonra içindeki nohutları alın ve buzdolabına koyun kavanozu.12 saat buzdolabında dinlenecek ve bu süre sonunda bir süzgeç yardımıyla sütü süzün , evet o kaymağa benzeyen şey sizin mayanız J Yeniden aynı özelliklerdeki sütten 1-2 bardak kadar ısıtın 42 dereceye kadar,süzgecin üzerinizdeki mayayı süte ilave edin ,yeniden sarıp sarmalayın kabınızı,sıcak bir köşeye bırakın,12 saat beklesin orada .İlk yoğurdunuz olmak üzere.Yoğurdunuzun kıvamı dışarıda satılan yoğurtlardan daha sıvı olacak,tadı da tatlımsı.Hiç merak etmeyin,bu yoğurdu bir sonraki günkü sütü mayalamakta kullanacaksınız.O gün elde ettiğinizi de bir sonraki günde kullanacaksınız.Üçüncü yoğurdunuz ilk ikisine göre daha yoğun olacak,4.yoğurdunuz da 3.yoğurttan kıvamlı olacak. Bu aşamadan sonra yoğurdunuzu maya isteyenlerle paylaşabilirsiniz,daha da önemlisi yoğurt bitmeden bir sonraki yoğurdu mayalamanız gerek.Yoksa en başa dönersiniz.Evde yoğurt tükenmeden,kalan yoğurtla mayalamaya devam edin.
ilk gün

3. gün ve nihayet mayamız
Resim yazısı ekle
Resim yazısı ekle
4.gün ve ilk yoğurdumuz :)
5.gün, ikinci yoğurdumuz





E afiyet olsun,sağlıklı günlerde yiyin efendim!

2 yorum:

  1. özlemkendini bukadar yormasaydın ben sana ewden doğal yoğurtmayası gönderirdim ha enkötüsü yörükoğlundan süpermayalanıo ondaki bakteriler kısır değil bu arada slow food ikilemesinide sewdim bilgilendirmen için teşk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Salih güldürdün beni,tabi ki bakteriler kısır değil,benim bu yoğurdu üretmekteki amacım 0 katkı maddesi olması.Bundan başka tahmin edebileceğin gibi marketten alınan yoğurdun üretildiği yerden satıldığı yere getirilirken çevreye verdiği karbon zararı,o yoğurdun paketlenmesi sırasında kullanılan plastik kaplar,çevre kirliliği vs. azaltmak da maksadım.Ama evdeki yoğurdunuz marketten alınan yoğurtla mayalanmamışsa ,neden mayalarımızı değiştirmeyelim,ben gönüllüyüm :) Şunu da belirtmeliyim ki yorulduğuma değdi :) Hatta en kısa zamanda 0 yapay mayalı ekmek tarifi de olacak,peynir tarifleri de:)

      Sil