Knidos eski bir medeniyet, sevda ise hep yeni,hep taze...Baştan sona sadece mermerden yapılmış bu antik kente harabe dersek haksızlık etmiş olmaz mıyız? Olsa olsa cennet yıkıntısı olabilir burası. Bir çok antik kentte olduğu gibi burada da ilk dikkatimi çeken şey; bir şeylerin eksik olduğu hissi. Bir hırsızın girdiği evi görmekle aynı duyguyu yaratıyor bende yağmalanmışlık hissi. Araştırınca Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Kahire'de yaptırdığı sarayının mermerleri buradan gitmiş,Dolmabahçe Sarayı'nın mermerleri de buradanmış. İnsan hiç kendi evini soyar mı ? Soymuşlar işte...Buradan çıkartılan altın vazonun neden bizim müzelerimizde değil de British Museum'da sergilendiği de başka bir soru. İskenderiye Feneri'nin mimari Sostratos buralıymış ve kentte bir çok eseri bulunuyor. Knidos'ta bir askeri bir ticari iki liman bulunuyor. Akdeniz'e bakan liman dıştan kolaylıkla görülebilen ticari limanken,Ege Denizi'ne bakan liman dıştan farkedilemeyen askeri liman, oldukça zekice düşünülmüş,öyle değil mi? Bu arada Datça Yarım Adası'nın en uç noktası olan Tekir Burnu'nda kurulu olan yer,Deveboynu Yarımadası olarak biliniyor şimdi,önceden bir ada imiş,halk ticari ve askeri yönden daha kullanışlı olacağını düşündüğü için ada ve kara parçasını birbirine bağlamış ve yarımada haline gelmiş böylece. Afrodit Tapınağını, Apollon Tapınağını, Güneş saatini,günümüze kadar ulaşan küçük amfi tiyatrosunu(sadece küçük tiyatro kalmış, şehrin nüfusunun 200000 olduğu dönemlerde 4 tiyatrosu birden varmış) siz de görmek isterseniz,antik kent ve liman bir arada gerçekten harika bu yer ölmeden önce mutlaka görülmeli bence, Knidos'a uzun ve zahmetli yolu göze alıp gitmelisiniz derim. Antik kenti müze kartınız varsa ücretsiz ziyaret edebilirsiniz, eğer yoksa giriş ücreti sadece 10 lira. Nisan-Ekim ayları arasında 8.00-19.00 arası açık, Kasım-Mart ayları arasında ise 8.00-17.00 . Eğer siz de Knidos'a gittiyseniz ya da giderseniz, deneyimlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Sizleri kendi çektiğim Knidos fotoğraflarıyla baş başa bırakıyorum.
21 Şubat 2017 Salı
Knidos
Etiketler:
#ancient,
#ancientart,
#ancientcity,
#anticcity,
#antikkent,
#antikliman,
#antikşehir,
#cittaantica,
#Datça,
#denizfeneri,
#ege,
#egeansea,
#faro,
#knidos,
#lighthouse,
#mugla,
#phare,
#Turkey,
#Türkiye
20 Şubat 2017 Pazartesi
Aşkullah, şevkullah, muhabetullah, muhabbeti resulullah
Haftasonu bir hanımefendiyle tanıştım,kendisi saçlarım dökülmesin diye kemoterapi yerine başka bir tedavi olan kemo cap yöntemini seçtiğini söyledi, hiç şaşırmadım,sadece sebebini merak ettim,o da insanlar dışarı çıktığımda bana öyle bakmasınlar diye dedi. İnsanlar saçların olmasa bakarlar,uzun olsa yine bakarlar ,açık olsan bakarlar ,kapalı olsan da bakarlar. Şişman olsan,zayıf olsan,uzun olsan ,kısa olsan hep bakarlar. Güzelsen güzel diye bakarlar,çirkinsen çirkin diye. Esmer olsan,sarışın olsan,kızıl olsan ,sakallı olsan,köse olsan hep bakarlar,hem bakarlar hem de konuşurlar arkandan. Bu hayat tüm o diğer insanları dinleyecek ,önemseyecek kadar uzun değil. Bir kere geliyoruz bu dünyaya,ne ne kadar misafir olacağını biliyor insan hayatta, ne de ölünce nereye gideceğini. Tıkayalım kulaklarımızı kötü insanların kötü sözlerine,kapatalım kapılarımızı dedikoduculara. Giremesin kötü hiç kimse güzel dünyamıza,soldurmasin o rengarenk,narin çiçeklerimizi.
Her insan önce kendi haddini bilmeli bence, toprak ve sudan yaratıldığımız doğru, mühim olan çamurlaşmadan yaşayabilmek. İnsanlar görüyorum, mutsuz, sinirli, memnun değil yaşadığı hayattan ,kimse de mutlu olsun istemiyor. Herkesin hakkını gasp etmekte bir sakınca görmüyor,hakarette, yaftalamakta, başkasının işlerine,hayatına burnunu sokmakta ve tabi. Lisedeki edebiyat öğretmenlerimden bir tanesi 'Mutlu sonlar sadece Türk Filmleri'nde olur evladım' demişti. Son derece saçma ve itici bulmuştum bu varsayımı. Çünkü insanın büyük ölçüde kötülüğe karşı iyi olarak kalmasına sebep olan şey ,iyi olmaya devam ederse sonunda mutlaka kazanacağı umududur. Ne yazık ki 30 yaşıma ramak kala , sevgili öğretmenimin ne kadar doğru bir tespitte bulunduğunu yeni yeni idrak edebiliyorum. Varsın iyiler sonunda hep kazanmasın, biz aslımızı, niyetimizi bozmayalım, indirmeyelim yelkenleri suya. Kim bilir belki yarın güneş yine bizim için doğar, aydınlatır bütün karanlık kalpleri tek tek...Selam olsun bütün güzel insanlara, bizi iyiliğe inandıranlara Mevlana'ya,Şems'e, Yunus Emre'ye, üçler , yediler, kırklar,binler nur olsun, bana sevgi ne demek ,ilk öğreten insan; annem nur olsun...
Her insan önce kendi haddini bilmeli bence, toprak ve sudan yaratıldığımız doğru, mühim olan çamurlaşmadan yaşayabilmek. İnsanlar görüyorum, mutsuz, sinirli, memnun değil yaşadığı hayattan ,kimse de mutlu olsun istemiyor. Herkesin hakkını gasp etmekte bir sakınca görmüyor,hakarette, yaftalamakta, başkasının işlerine,hayatına burnunu sokmakta ve tabi. Lisedeki edebiyat öğretmenlerimden bir tanesi 'Mutlu sonlar sadece Türk Filmleri'nde olur evladım' demişti. Son derece saçma ve itici bulmuştum bu varsayımı. Çünkü insanın büyük ölçüde kötülüğe karşı iyi olarak kalmasına sebep olan şey ,iyi olmaya devam ederse sonunda mutlaka kazanacağı umududur. Ne yazık ki 30 yaşıma ramak kala , sevgili öğretmenimin ne kadar doğru bir tespitte bulunduğunu yeni yeni idrak edebiliyorum. Varsın iyiler sonunda hep kazanmasın, biz aslımızı, niyetimizi bozmayalım, indirmeyelim yelkenleri suya. Kim bilir belki yarın güneş yine bizim için doğar, aydınlatır bütün karanlık kalpleri tek tek...Selam olsun bütün güzel insanlara, bizi iyiliğe inandıranlara Mevlana'ya,Şems'e, Yunus Emre'ye, üçler , yediler, kırklar,binler nur olsun, bana sevgi ne demek ,ilk öğreten insan; annem nur olsun...
3 Şubat 2017 Cuma
La bocca della verità (Gerçeğin ağzı)
Roma'da Piazza della bocca della verità'da tam olarak Santa Maria in Cosmedin Kilisesi'nin revağında bulunur bu anıt. Ben size anıtı anlatmaya efsanelerle başlamak istiyorum. Bu efsanelerden ilki ortaçağda kabartmanın ağzına elini sokan birinin ,eğer yalan söylüyorsa , elinin ısırılacağın inanılırmış. Bence yalan tabi, imparator kimi aslanlara yem etmek istiyorsa buraya elini zorla sokturup ,adamın elini aperatif olarak yediriyormuş büyük kedilere. Görüyorsunuz adalet sistemi üç aşağı beş yukarı aynı dünyanın her yerinde her zaman. Bir diğer efsaneye göre dönemin en büyük limanına yakın olması sebebiyle , ticaretin ve denizcilerin koruyucu tanrısı Mercurio , Giuliano isimli denizci, karısının onu aldattığını iddia etmesi sebebiyle , Mercurio' ya başvurunca, Mercurio kadının elini La Bocca Della Verità 'ya koyarak sadakatini kanıtlamasını istemiş. Gel zaman git zaman bu amaçla kullanmaya devam etmişler. Bunlar efsane tabi ki, bilimsel kanıtların en çok desteklediği sav ise La Bocca della Verità 'nın ilk işlevinin bir rögar kapağı olduğu yönünde. Sıkı durun bazı kaynaklara göre yapıldığı mermer Anadolu' dan (Frigya' dan) getirtilmiş. Povanozzetto mermerinden yapıldığı söyleniyor .19 cm kalınlığında 175 cm çapındaki mask tam 1200 kg. Yaşı da aşağı yukarı 2200 yılmış. Görüyorsunuz gerçek biz ne kadar ulvi sansak da bazen oldukça kirli olabiliyor.
Roma bence tam bir aşk şehri gerçekten. Eğer siz de sevgilinizle güzel bir hafta sonu geçirmek ya da sevgililer gününde hoş bir sürpriz yapmak istiyorsanız , Roma ilk sıralarda yer almalı. Hem aşkınızı sınamak ya da kanıtlamak için de güzel bir yer olabilir. Aşk hiç bitmesin, kalbimizden aşk da sevgi de hiç eksik olmasın değerli okuyucular.
Roma bence tam bir aşk şehri gerçekten. Eğer siz de sevgilinizle güzel bir hafta sonu geçirmek ya da sevgililer gününde hoş bir sürpriz yapmak istiyorsanız , Roma ilk sıralarda yer almalı. Hem aşkınızı sınamak ya da kanıtlamak için de güzel bir yer olabilir. Aşk hiç bitmesin, kalbimizden aşk da sevgi de hiç eksik olmasın değerli okuyucular.
Etiketler:
amore,
aşk,
avrupa,
efsaneler,
gezgin,
gezi notları,
gezi rehberi,
italia,
italya,
la bocca della verita,
roma,
romada aşk başkadır,
romantik haftasonu,
sevgililer günü,
seyahat,
seyyah,
viaggiatori,
viaggio
22 Aralık 2016 Perşembe
Ekşi Mayalı Ekmek
Bunca eziyeti çektiniz, şimdi elinizde ekşi mayanız hazır bekliyorsunuz. Bu mayayla neler yapılabilir? Hazır mayalı hamurla yaptığınız bir çok şey, bu maya ile de hazırlanabilir. Ben herkesin yapabileceğini düşündüğüm temel bir ekmek tarifi vererek başlamak istiyorum, zamanla ekşi mayalı simit, pide, poğaça tarifleri de havada uçuşur belki :) Tarife geçmeden önce şunu açıkça belirtmek istiyorum ki; hayatım boyunca tatmış olduğum en güzel ekmeklerden biriydi. Kokusu, tadı, dokusu beni çocukluğuma götürdü. Ben Burdurluyum, çocukluğumda Isparta ekmeği olarak aldığımız ve yediğimiz ekmeklere benziyordu tadı ama çok daha güzeli diyebilirim ( Şimdilerde yapılanlarla, o zamankiler arasında dağlar kadar fark olduğunu da söylemeliyim, zamanla birlikte, her şey gibi, alışık olduğumuz lezzetleri de değiştirdiler maalesef birer birer.) Ekmeği fırına verdikten sonra, öyle güzel bir koku yayılacak ki, huzur, mutluluk, başarmış olmanın verdiği his, hepsi bu kokuda saklı olacak...Kabuğu çıtır çıtır, içi yumuşacık, oldukça da uzun süre bu özelliklerini muhafaza ediyor üstelik. Bu tarifin bana göre tek bir dezavantajı var, o da bundan sonra diğer ekmeklerden yemek istemeyebilirsiniz bir daha :D
Malzemeler
500 gr un ( tam buğday unu ve ekmek unu ya da bunların karışımı olabilir)
320 ml temiz ,ılık içme suyu
100 gr ekşi maya
1.5 tatlı kaşığı tuz
Pişirme kağıdı
Birbirinin üzerine geçebilecek şekilde iki tane döküm tencere ya da biraz derin ısıya dayanaklı ,kapaklı cam fırın kabı .
Suyun 300 ml'sine ekşi mayayı ekleyin (ekşi maya olgunluk testini mutlaka yapmış olmalısınız, hemen kısa bir hatırlatma ; oda sıcaklığındaki bir miktar suya 1 tatlı kaşığı mayadan ekleyip, bakıyoruz, suyun üzerinde yüzüyorsa mayamız hazır demektir, eğer yüzmüyorsa ,ılık bir ortamda biraz daha dinlendirmenizi tavsiye ederim ). Su ve ekşi mayayı karıştırın, daha sonra elemiş olduğunuz unu ilave edin, güzelce yoğurun hamurunuzu. Bu aşamada bir konuda hatırlatma yapmakta fayda görüyorum ; hamurunuz tok bir hamur olmayacak bu ilk haliyle, oldukça cıvık, bulunduğu kabın şeklini alıyorsa telaşlanmanıza gerek yok, bu son derece normal. Hamuru dinlenmeye bırakmadan önce ya hamura değmeyecek şekilde kabın üstünü streç film ile kapatın ya da hamurun üzerini temiz nemli bir bez ile de öretebilirsiniz. Hamurun ilk yoğurmasını yaptıktan sonra ,ılık bir yerde yarım saat dinlenmesi için bırakıyoruz .Aşırı sıcak olmayan soba yanı, kalorifer peteklerinin yanı ya da önceden 150 derecede 5 dakika ısıtılmış fırının içi de olabilir. Mevsim yazsa bunlardan hiç birine ihtiyaç duymayabilirsiniz. Yarım saatlik sürenin sonunda kalan suda (toplamda 320 ml su gerekiyordu, en başta 300 mililitresini hamuru yoğururken kullanmıştık.) ve 1.5 tatlı kaşığı tuzu eritip hamura ekleyin, hamura yedirin iyice bu karışımı, daha sonra yarım saat daha, üzerini daha önce belirttiğim gibi örtüp, dinlenmeye, ılık bir yere bırakın hamurunuzu. Yarım saatlik sürenin sonunda, hamuru bulunduğu kapta, zarf şeklinde 3 tur katlayın, yani kenarlardan alıp ortada birleştireceksiniz. Yarım saat daha üzeri örtülü, ılık bir yerde dinlendireceksiniz. Hamurun kıvamı diğer ekmek hamurlarına göre daha cıvık olacak, katlarken elinize de yapışabilir, son derece normal. Bundan kaçınmak için lütfen elinizi ya da hamuru unlamayın ya da elinizi su, yağ gibi bir şeyle ıslatmayın. Çünkü bunlar hamurun kıvamını değiştirecektir ve istediğimiz gibi bir sonuç almamıza engel olacaktır. İlerleyen katlamalarda hamur kendine gelecek, gittikçe güzelleşecektir. Hamurun dinleme süresi sonunda 2 ya da 3 kez daha katlayın hamuru, üzerini örtüp ,ılık bir yerde bu kez 1 saat dinlendirin. 1 saat sonunda 2 ya da 3 kez daha katlayın, üzerini örtüp, 1 saat daha ılık bir yerde dinlendirin. Dinlenme süresinin sonunda tezgahınızı unlayın, tahta ya da silikon bir spatula yardımıyla hamuru tezgaha alın, yanlardan üste doğru 2-3 tur katlayın, tezgaha bakan yüzü size bakacak şekilde kabınıza geri koyun, bu katlama sırasında daha nazik davranmanızı öneririm hamura. Sizin de fark ettiğiniz gibi hamur belli bir karakter sahibi oldu, şeklini iyi kötü koruyabiliyor. Hamurun üzerini örtüp, ılık bir yere tekrar dinlenmek için yarım saatliğine bırakın. Yarım saat sonra tekrar unladığınız tezgahınıza alın, üstte kalan unlu tarafı tezgaha gelecek şekilde nazikçe koyun. 2 kez daha hafifçe katlayın. Eğer benim gibi ısıya dayanıklı bir cam fırın kabı kullanacaksanız; pişirme kağıdını kabın şekline göre kesin ve elinizle buruşturup eskitin, sonra üzerine hafifçe un eleyin , böylece kağıda yapışmayacak hamur. Hamuru tezgahtan alıp unlu tarafı üste , size bakacak şekilde kaba yerleştirin.Bu aşamada fırınınızı öncede 225 dereceye ayarlayın, eğer döküm tencere kullanacaksanız onları da ısınması için fırına koyun, sonra çıkarıp pişirme kağıdını onda göre kesip, eskitin, unlayın. Hamurunuzun unlu tarafı üste gelecek şekilde yerleştirin. Son dinlenme aşaması için üzerini örtüp, ılık bir yerde yarım saat daha bekletin. Fırınınız bu sürenin sonunda 225 derecede ısınmış hazır bekliyor olmalı, hamurunuzun en üstünü keskin bir bıçak ya da eski tip yeni bir jilet bıçağıyla kesin ,benim kabım oval olduğu için uzunlamasına çizdim. Eğer yuvarlak bir kapta yapacaksanız kare şeklinde çizip ,kulaklar yapabilirsiniz ekmeğe. Döküm tencere ile yapıyorsanız , o döküm tencereye tam uyacak başka bir döküm tencereyi kapak olarak kullanabilirsiniz ,benim gibi cam kap kullanıyorsanız kapağının tam kapandığından emin olun, hava almaması gerekiyor. Kapağı kapalı halde 25 dakika 225 derecede pişirmeye bırakın, 25 dakika sonunda kapağını alın ve üzerinin de kızarabilmesi için 25 dakika daha pişirin. Ev tipi fırınlar aslında bu ekmek için çok uygun değil, ama biz daha uygun hale getirebiliriz. Fırınınızı ısıtmaya başladığınızda ısıya dayanıklı bir kabın içine su koyun, bu fırın içinde nemi korumanıza yardımcı olacaktır, böylelikle ekmek pişerken fazla kurumaz. Pişirme süresi sonunda ekmeği kaptan çıkarıp bir ızgara üzerinde soğumaya bırakın . Nasıl yiyeceğiniz ise size kalmış; ister köy tereyağı ve peyniri ile, ister ev salçası ile, isterseniz ev yoğurdu sürüp, nane ve baharatlar ile...Herkese afiyet olsun. Eğer tarifimi uygularsanız, sonuçları benimle de paylaşırsanız çok sevinirim. Sağlık dolu günler diliyorum...
Malzemeler
500 gr un ( tam buğday unu ve ekmek unu ya da bunların karışımı olabilir)
320 ml temiz ,ılık içme suyu
100 gr ekşi maya
1.5 tatlı kaşığı tuz
Pişirme kağıdı
Birbirinin üzerine geçebilecek şekilde iki tane döküm tencere ya da biraz derin ısıya dayanaklı ,kapaklı cam fırın kabı .
Suyun 300 ml'sine ekşi mayayı ekleyin (ekşi maya olgunluk testini mutlaka yapmış olmalısınız, hemen kısa bir hatırlatma ; oda sıcaklığındaki bir miktar suya 1 tatlı kaşığı mayadan ekleyip, bakıyoruz, suyun üzerinde yüzüyorsa mayamız hazır demektir, eğer yüzmüyorsa ,ılık bir ortamda biraz daha dinlendirmenizi tavsiye ederim ). Su ve ekşi mayayı karıştırın, daha sonra elemiş olduğunuz unu ilave edin, güzelce yoğurun hamurunuzu. Bu aşamada bir konuda hatırlatma yapmakta fayda görüyorum ; hamurunuz tok bir hamur olmayacak bu ilk haliyle, oldukça cıvık, bulunduğu kabın şeklini alıyorsa telaşlanmanıza gerek yok, bu son derece normal. Hamuru dinlenmeye bırakmadan önce ya hamura değmeyecek şekilde kabın üstünü streç film ile kapatın ya da hamurun üzerini temiz nemli bir bez ile de öretebilirsiniz. Hamurun ilk yoğurmasını yaptıktan sonra ,ılık bir yerde yarım saat dinlenmesi için bırakıyoruz .Aşırı sıcak olmayan soba yanı, kalorifer peteklerinin yanı ya da önceden 150 derecede 5 dakika ısıtılmış fırının içi de olabilir. Mevsim yazsa bunlardan hiç birine ihtiyaç duymayabilirsiniz. Yarım saatlik sürenin sonunda kalan suda (toplamda 320 ml su gerekiyordu, en başta 300 mililitresini hamuru yoğururken kullanmıştık.) ve 1.5 tatlı kaşığı tuzu eritip hamura ekleyin, hamura yedirin iyice bu karışımı, daha sonra yarım saat daha, üzerini daha önce belirttiğim gibi örtüp, dinlenmeye, ılık bir yere bırakın hamurunuzu. Yarım saatlik sürenin sonunda, hamuru bulunduğu kapta, zarf şeklinde 3 tur katlayın, yani kenarlardan alıp ortada birleştireceksiniz. Yarım saat daha üzeri örtülü, ılık bir yerde dinlendireceksiniz. Hamurun kıvamı diğer ekmek hamurlarına göre daha cıvık olacak, katlarken elinize de yapışabilir, son derece normal. Bundan kaçınmak için lütfen elinizi ya da hamuru unlamayın ya da elinizi su, yağ gibi bir şeyle ıslatmayın. Çünkü bunlar hamurun kıvamını değiştirecektir ve istediğimiz gibi bir sonuç almamıza engel olacaktır. İlerleyen katlamalarda hamur kendine gelecek, gittikçe güzelleşecektir. Hamurun dinleme süresi sonunda 2 ya da 3 kez daha katlayın hamuru, üzerini örtüp ,ılık bir yerde bu kez 1 saat dinlendirin. 1 saat sonunda 2 ya da 3 kez daha katlayın, üzerini örtüp, 1 saat daha ılık bir yerde dinlendirin. Dinlenme süresinin sonunda tezgahınızı unlayın, tahta ya da silikon bir spatula yardımıyla hamuru tezgaha alın, yanlardan üste doğru 2-3 tur katlayın, tezgaha bakan yüzü size bakacak şekilde kabınıza geri koyun, bu katlama sırasında daha nazik davranmanızı öneririm hamura. Sizin de fark ettiğiniz gibi hamur belli bir karakter sahibi oldu, şeklini iyi kötü koruyabiliyor. Hamurun üzerini örtüp, ılık bir yere tekrar dinlenmek için yarım saatliğine bırakın. Yarım saat sonra tekrar unladığınız tezgahınıza alın, üstte kalan unlu tarafı tezgaha gelecek şekilde nazikçe koyun. 2 kez daha hafifçe katlayın. Eğer benim gibi ısıya dayanıklı bir cam fırın kabı kullanacaksanız; pişirme kağıdını kabın şekline göre kesin ve elinizle buruşturup eskitin, sonra üzerine hafifçe un eleyin , böylece kağıda yapışmayacak hamur. Hamuru tezgahtan alıp unlu tarafı üste , size bakacak şekilde kaba yerleştirin.Bu aşamada fırınınızı öncede 225 dereceye ayarlayın, eğer döküm tencere kullanacaksanız onları da ısınması için fırına koyun, sonra çıkarıp pişirme kağıdını onda göre kesip, eskitin, unlayın. Hamurunuzun unlu tarafı üste gelecek şekilde yerleştirin. Son dinlenme aşaması için üzerini örtüp, ılık bir yerde yarım saat daha bekletin. Fırınınız bu sürenin sonunda 225 derecede ısınmış hazır bekliyor olmalı, hamurunuzun en üstünü keskin bir bıçak ya da eski tip yeni bir jilet bıçağıyla kesin ,benim kabım oval olduğu için uzunlamasına çizdim. Eğer yuvarlak bir kapta yapacaksanız kare şeklinde çizip ,kulaklar yapabilirsiniz ekmeğe. Döküm tencere ile yapıyorsanız , o döküm tencereye tam uyacak başka bir döküm tencereyi kapak olarak kullanabilirsiniz ,benim gibi cam kap kullanıyorsanız kapağının tam kapandığından emin olun, hava almaması gerekiyor. Kapağı kapalı halde 25 dakika 225 derecede pişirmeye bırakın, 25 dakika sonunda kapağını alın ve üzerinin de kızarabilmesi için 25 dakika daha pişirin. Ev tipi fırınlar aslında bu ekmek için çok uygun değil, ama biz daha uygun hale getirebiliriz. Fırınınızı ısıtmaya başladığınızda ısıya dayanıklı bir kabın içine su koyun, bu fırın içinde nemi korumanıza yardımcı olacaktır, böylelikle ekmek pişerken fazla kurumaz. Pişirme süresi sonunda ekmeği kaptan çıkarıp bir ızgara üzerinde soğumaya bırakın . Nasıl yiyeceğiniz ise size kalmış; ister köy tereyağı ve peyniri ile, ister ev salçası ile, isterseniz ev yoğurdu sürüp, nane ve baharatlar ile...Herkese afiyet olsun. Eğer tarifimi uygularsanız, sonuçları benimle de paylaşırsanız çok sevinirim. Sağlık dolu günler diliyorum...
![]() |
| Hamur oldukça cıvık |
![]() |
| Gittikçe değişiyor |
![]() |
| Olgunlaşıyor |
![]() |
| Hamurun son dinlenmeleri |
![]() |
| Şeklini koruyabildiği son derece bariz artık |
![]() |
| Fırına girmeden önceki hali |
![]() |
| İlk pişme safhası |
![]() |
| Gözenekleri oldukça iyi görünüyor, kabuğu belki daha kalın olabilirdi |
![]() |
| Ekşi mayalı ilk ekmek, ilk dilimler |
![]() |
| Belki minik bir fare siz fotoğrafı çekemeden salçalı ekmeğinizi tırtıklar :)Yazın ilk kez domates salçası yaptım, fotoğraftaki güzellik kendisi olur :) |
![]() |
| 2. ekmek. İlkinde yüzeysel kesmişim, bunda da daha derin kesmek isterken abartmışım :D |
20 Aralık 2016 Salı
Ekşi Maya Yapımı (4.kısım)
Malzemeler
1 su bardağı un
Yarım su bardağından biraz eksik su
Bu günler mayanızın gelişip, güzelleşeceği, kokusunun hoşlaşacağı günlerdir. Eğer bütün işlemleri doğru yaptıysanız 9. günden itibaren mayanızın ekmek yapmak için uygun hale gelmiş olması gerekir. Benimki 9. günde değil 11. günde mayalanma aşamasına geldi, çünkü ben yeterince ılık bir yere bırakmamıştım. 9. güne geldiğimde mayam yeterince kabarmamıştı ve üzülmeye başlamıştım, bütün ortam şartlarını, yanlış yapmış olabileceğim şeyleri gözden geçirdim ve mutfak tezgahımın, aralık ayı itibariyle, Denizli Şehri için, ekşi maya yapmak için uygun olmadığına karar verdim. 10. gün kalorifer peteğine yakın konumda bulunan mutfak masasına koydum,11. gün ise direk peteğin üzerine koydum, sonuç inanılmaz derecede mutluluk vericiydi. Sizler de aşağıdaki fotoğraflardan mayamın durumunu takip edebilirsiniz. Ben 7. gün itibariyle kavanozumu da değiştirdim, derinliği daha az hacim olarak da kesinlikle çok daha küçük bir kavanoz tercih ettim, hem kabarmadaki değişiklikleri takip edebilmek, hem de un ve su ile mayanın beslenmesi sonrası kavanozun kenarlarını çok daha kolay temizleyebilmem adına zorunlu bir seçim oldu da diyebiliriz. Siz en baştan doğru kavanoz seçimi yaparsanız, böyle bir sorunla karşılaşmazsınız. Mayanın % 80'ini atıp, 1 bardak un ve yarım bardaktan biraz az, ılık, temiz içme suyu ile beslemeye devam etmelisiniz. Mayanın alttaki fotoğraflardan 11. gündeki haline benzer hale geldiğini görürseniz, mayanın hazır olup olmadığından emin olmak için ufak bir test yapmanız gerekecek. Küçük bir kaseye ılık (26-27 dereceler uygundur) , temiz içme suyu koyun bir miktar, sonra içine mayadan 1 tatlı kaşığı ekleyin, eğer su yüzeyinde kalıyorsa mayanız, hazır demektir, henüz su yüzeyinde kalmıyorsa ,daha ılık bir yerde mayanızı biraz daha bekletip, tekrar denemenizi tavsiye ederim. Soba aşırı sıcak değilken ,yakınında bekletebilirsiniz bir süre, ya da kalorifer peteğine yakın koyabilirsiniz, ya da fırını 175 derecede boşken 5 dakika ısıtıp, mayayı içinde 1-2 saat bekletebilirsiniz, daha sonra testimizi tekrarlayın.
![]() |
| 7.gün |
![]() |
| 7.gün |
![]() |
| 8. gün |
![]() |
| 8.gün |
![]() |
| 9.gün |
![]() |
| 9.gün |
![]() |
| 10.gün |
![]() | ||||
10.gün
|
![]() |
| Maya olgunluk testi |
19 Aralık 2016 Pazartesi
Ekşi Maya Yapımı (3. Kısım)
Malzemeler
1 Su bardağı un
Yarım su bardağından biraz eksik su
Mayamızda kabarcıklar devam ediyor tabi hafif ekşi koku da. Bu koku günler ilerledikçe yerini tatlı bir ekşi kokuya bırakacak. Mayanın göz kararı %80 ini atın, eğer en üstte bir kabuk tabaka oluşmuşsa bunu da atın, unu ve suyu ekleyip tahta kaşıkla karıştırıp, kavanozun kenarlarını temizleyip ,üzerine bezi tekrar örtüp yerine geri koyun. Bugünlerde hafif hafif kabarmalar olabilir, ne kadar kabardığını merak ediyorsanız, mayayı besledikten sonra bulunduğu seviyenin etrafına bir lastik geçirebilirsiniz ya da kalemle işaret koyabilirsiniz.
![]() |
| 3.gün |
![]() |
| 3.gün |
![]() |
| 4.gün |
![]() |
| 4.gün |
![]() |
5.gün
|
![]() |
| 5.gün |
![]() |
| 6.gün |
![]() |
| 6.gün |
18 Aralık 2016 Pazar
Ekşi Maya Yapımı (2. Kısım)
İlk 2-3 gün sıkıcı geçtiyse üzülmeyin, kabarcıkların görülmesiyle birlikte ,oyunumuza başlıyoruz. Kabarcıklar bende yaklaşık 48 saat sonra görüldü, siz ne zaman gördüyseniz, hemen bu aşamaya geçebilirsiniz. Bu aşamada benim mayamda sadece kabarcık gözlemledim, belirgin bir kabarma yoktu. Hafif ekşi bir koku gelmeye de başladı, ben sık sık mayayı unutup, lavaboyu ,çöpü kontrol ettim durdum, siz yapmayın böyle şeyler :D Bakın haber veriyorum ; koku olacak :)
Malzemeler
1 su bardağı un
Yarım su bardağından biraz eksik su
Mayamızın örtüsünü kaldırdık, kabarcıklar size gülümsemeye başlamışsa tamam, üst kısmında hafif bir kabuk oluşmuş olabilir, bunu alın içinden tahta bir kaşıkla, altta kalan kısmın da yaklaşık %80 ini alıp atın. Unu ve suyu ekleyip , karıştırın. Kavanozun kenarlarini temizleyin. Örtüsünü örtüp yerine geri koyabilirsiniz. 24 saat bekleyeceğiz.
Gördüğünüz gibi benim mayamda bir su tabaka oluştu. İşte tam da bu yüzden su miktarını azalttım. Sizde böyle bir su tabaka oluşmamışsa ,su miktarını azaltmanıza gerek yok. Hamurun %80 ini uzaklaştırırken bu su tabakasını da dökün lütfen.
Malzemeler
1 su bardağı un
Yarım su bardağından biraz eksik su
Mayamızın örtüsünü kaldırdık, kabarcıklar size gülümsemeye başlamışsa tamam, üst kısmında hafif bir kabuk oluşmuş olabilir, bunu alın içinden tahta bir kaşıkla, altta kalan kısmın da yaklaşık %80 ini alıp atın. Unu ve suyu ekleyip , karıştırın. Kavanozun kenarlarini temizleyin. Örtüsünü örtüp yerine geri koyabilirsiniz. 24 saat bekleyeceğiz.
Gördüğünüz gibi benim mayamda bir su tabaka oluştu. İşte tam da bu yüzden su miktarını azalttım. Sizde böyle bir su tabaka oluşmamışsa ,su miktarını azaltmanıza gerek yok. Hamurun %80 ini uzaklaştırırken bu su tabakasını da dökün lütfen.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










































